Belgeseller benim dünyaya bakan pencerem. Bu pencereden bakınca sonsuzluğu, bilgiyi, umudu, başarıyı, pes etmeyişi, kişisel gelişimi, düşünceyi, yaratıcılığı ve daha birçoğunu görebildiğim manzaraya sahip. Bir süredir belgesel izlemek için kendimi hazır hissetmiyordum ablamda öyle. Bizde bir huy var iyi mi kötü mü bilinmez ama. Özellikle belgesel ve kült bir yapım izleyeceksek ve ya okuyacaksak kendimizi buna hazır hissetmemiz gerekir. Noktasına virgülüne kadar içine girmek isteriz. Eğer bunu kaldıracak kafamız yoksa belgesel ve ya iyi bir yapımı başka zamana erteleriz. Kendimizi iyi hissettiğimiz bir Cuma gecesiydi. Ablam Mekanlar ve Yüzler belgeselini uzun zaman önce keşfetmiş izleyelim dedi. Fragmana baktıktan sonra, fotoğraflar ve sanat, gittikleri yerleri sanat eserine döndürmesi hayli ilgimi çekmişti “e başlayalım hemen o halde” dedim. Ünlü yönetmen Agnés Varda ile fotoğraf sanatçısı JR, minibüsleriyle keyifli bir yolculuğa çıkıyor. Fransa’nın farklı bölgeler...