Kitapçıda Can Yayınları rafında dalgın dalgın bakarken gözüm takılmıştı Beyaz Gecelere. Alt başlığı birkaç kez okumuştum “Bir Hayalperestin Anılarından.” Hafif bir sersemlik vardı o gün üstümde kafamı toparlayamıyordum. Elime aldım ve arka kapağını okumaya başladım biraz silkelenerek. Öykünün yalnız ve hayalperest anlatıcısı diye başlıyordu ilk cümle. Kendi ruh halimle çok bütünleştirmiştim o an. Bende bir nevi böyle sayılırım diyordum kendime. Yalnız ve tek sığınağı hayalleri olan bir kızın eline çok yakışır bu kitap diye düşündüm hemen ardından. Kasaya gittim ve elimde birkaç kitapla birlikte aldım. O sıralarda Zülfü Livaneli’nin Seranad kitabını okuyordum. Sonlarına yaklaşmıştım ve bir gün öncesinden o kadar çok ağlamıştım ki Seranad’ı okurken, sanırım o gün biraz sersem gibi olmamın sebebi oydu. Seranad’ı bitirir bitirmez Beyaz Geceleri aldım elime. Beklediğimden daha harika çıkınca tüm kitapları içime sokmak geliyordu. İnanılmaz akıcı ve kolay okunan bir kitaptı Beyaz G...