Ana içeriğe atla

Kayıtlar

edaloji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kafaya Takmamak Neden Bu kadar Zor?

Bu hafta kendime bir söz vermiştim. Gereksiz her şeyi kafamdan silip, yeni bir ben olacaktım. Kitap okumaya daha fazla zaman ayıracaktım. Bolca yazı yazmaya çalışacak, sürekli kendimi geliştirebileceğim uğraşlar edinmeye çalışacaktım. İnsanlarla gereksiz sohbetler, samimi görünen samimiyetsizliklerden kaçınacak sanata, öykülere, müzik aletleri öğrenmeye zaman ayıracak ve ufkumu genişletecektim. Bundan böyle kendimi sevecek, eksik gördüğüm yanlarımı insanların içinde belli etmeyecek artık onların yan bakışını, gereksiz ve anlam taşımayan sözlerini kafama takmayacaktım. Kendime değer verecek ve bu değerin dışarıdan görünmesi için uğraşmayacaktım. İnsanlara lafla bir şey anlatılmayacağını, tartışmalar ve ya kavgalarla, yumuşak ve ya sert bir sesle en ince ayrıntısına kadar duygularımı ifade etmeye çalışsam bile onların tutumlarının değişmeyeceğini her insanın bir sabit fikri olduğunu çok uzun yıllar önce keşfetmiştim. Özellikle insanlar hakkında bir karar aldığımda, tut...

Bilinçaltını Kullanarak Nasıl Mutlu Olabiliriz?

Joseph Murphy’nin bilinçaltının gücü adlı kitabında geçen bilinçaltınız ve mutluluğunuz adlı bölümde hayatıma uyguladığım bir kısım var. Şu an için sanırım 2 hafta oldu ve bu mutluluk tekniğini uygulamaya başlayalı ve bunu paylaşmak istedim. Çünkü çok güzel bir anlatım vardı. Şöyle diyor, “İçinizde çok büyük bir güç vardır. Bu güce tam olarak inandığınızda mutluluk gelecektir sonra hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz.” Amerikan psikolojisinin babası William James, on dokuzuncu yüzyılın en büyük keşfinin fizik alanında olmadığını söylüyordu. En büyük keşif inançla desteklenen bilinçaltının gücüydü. Her zayıflığın üstesinden gelebileceğinizi fark ettiğiniz gün bilinçaltınızın sorunlarınızı çözebileceğini, vücudunuzu iyileştirebilecek ve size hayallerinizin de ötesinde bir refah sağlayabileceğine kesin olarak inandığınız gün hayatınızda gerçek ve uzun süreli mutluluğa kavuşmuş olursunuz. Mutluluk zihinsel bir durumdur. Siz mutluluğu seçme özgürlüğüne sahipsiniz. Bu olağan...

Genco Erkal: Bir Delinin Hatıra Defteri

Beklediğim gün nihayetinde gelmişti, yol kısa olmasına rağmen erkenden hazırlanıp çıkmıştım. Bu benim ilk tiyatro gösterisi izleyişim olacaktı. Uzun zamandır evde olduğum için biraz karmaşık duygular içindeydim. Hatta gitmesem mi acaba diye düşündüm biran sonrasında “ya Eda saçmalama bir yere gitmiyorsun sonra oturup pişman oluyorsun” dedim kendime. Hatta sosyal fobim olduğuna dair korkmaya bile başlamıştım. Uzun süre sonra dışarı çıkarken bu kadar özendiğimi hiç hatırlamıyorum bu bulunacağım yere verdiğim değerden de kaynaklanıyor olabilir bilemiyorum. Ablamla buluşmak için otobüse doğru yürüdüm. Yolda aklıma gelen şeyler bir hayli fazlaydı. İlkokulda oynadığım tiyatrolar gelmişti, hocam o zamanlar beni çok beğenirdi ama topluluk önünde özgüven bir defa kırıldığında kolay kolay geri kazanılmıyor maalesef. Bir oyunda geyik olmuştum ama oyun sırasında kostümde eksik olan bir şey vardı. “Boynuzlarım.” Onları yapmayı unuttuğumuzu hatırladım. Sonrasında alelacele poşetlerle...

Fikre İhtiyaç Duyar Mı Herkes?

Fikir herkeste var mühim olan biraz duygu taşısın. İçinde duygu olmayan tüm fikirler biraz yabandır. Sıradan konuşmalarda nedir bu bilgeçlik? Bilimsel konuşmuyoruz sonuç olarak, bilimi merak dahi etmiyorsan fikrin evrensel bir değer taşıyor sanma lütfen. Bir şeyi tartışırken sesler ne kadar yüksekse bilinmeli ki orada bir insan değil, ego konuşuyordur. Herhangi bir bilginin, konunun ilk hangi ağızdan çıktığı önemli değil midir? O önemli konu hakkında neden seni dinleyeyim. Çünkü bilirim ki bir laf kaç tane ağızda dolaşırsa değeri o kadar azalır. Demem o ki, ilk ağız bu yüzden benim için önemlidir. Hepimiz araştırmayı seviyoruz. Ama Google üzerindeki ilk üç sayfaya sığanlar kadar. O ilk üç sayfada ki bilgiler uzmanlaşmaya, fikir edinmek için yeterli mi sanıyorsunuz? O zaman sizin dediğinize göre hepimiz aynı hayatları yaşamalıydık bir nebze, çünkü ilk bilgi aynı zamanda ilk tecrübe değil miydi? Araştırmak ve fikir edinmek bu kadar yavan, sığ ve çabuk olan bir şey olsaydı hala ilk in...

Dökülen Saçlarımı Yeniden Çıkardım

Merhaba Yeni Çıkan Saçlar Daha önceleri saç dökülme konusunda bahsetmiştim. Saç dökülmeme çare aramış, işime yarayan bir yöntemi bulmuştum. Ancak şimdi yeni bir sorun vardı. Dökülen saçların yerine yenisini nasıl çıkartacağım? Bunu birkaç yıl önce bir kuaförden duymuştum. Ama denemedim. Artık son çare bir şeyler yapmak için denemek istedim. Yaklaşık 1 aydır kullanıyorum. Ve aşırı derecede memnunum. Daha önce yapmadığım içinse baya pişmanım. Bu yöntemi deneyenler olmuş, aklında soru kalanlar olmuş. Bende denemeden önce bir araştırdığımda baya tedirgin olmuştum. Ama artık başka şansım da pek yoktu. O kadar çok şey denedim ki saç çıkartmak için. İnternette övülen  lüks markalarında bir işe yaramadığını çok net gördüm açıkçası. En çok dökülen bölgem alnımın yanındaydı. Baya açılmış, saç bile toplayamayacak hale gelmiştim. Moral bozukluğu yüzünden oralar boş boş görününce sinir oluyordum.   Son 5 yıldır kahkül kullanmama rağmen artık kullanamaz hale geldim...

Yalova’da Gezilecek Yerler / Karaca Arboretumu

Bin Bir Çeşit Bitki Türü Termal’den ayrılırken aklımızın bir köşesinde hala yerini koruyordu. Oteli araştırıyorduk. Haftasonu kaçamağı yapmak için oldukça uygun bir yer diye düşünüyorduk. Yolda Karaca Arboretumu için hala heyecanlı hissediyorduk. Yorgunluğa izin vermiyorduk, zaman sanki bizim için uzamıştı o halde yorgunlukta bizi ele geçirmemeliydi. Karaca Arboretumu, 1980 yılında TEMA Vakfı kurucusu Hayrettin Karaca tarafından kurulmuş. Vardığımızda biraz dinlendik ve doğayı izlemeye koyulduk. Rehberin gelmesini bekliyorduk. İçerisinde hangi ağaçlarla tanışacağımızı merak ediyorduk. Saat geldi ve içeri girdik. Mis gibi bir hava ile rehberimiz anlatmaya başladı. Dünyanın birçok yerinden ağaçlar getirilmişti. Uzak Doğu’dan, Amerika’dan… Rehbere sorduk, “nasıl buranın toprağına uyum sağladılar?” “Çok küçük yaşta getirildiler, aynı bir insan çocuğu gibi onlarda buraya zamanla alıştılar ve büyüdüler” dedi. Günümüzde 135 dönüm üzerine kur...

Yalova’da Gezilecek Yerler / Termal - Kaplıcalar

Şifa Bulalım Atatürk Köşkü gönlümüzde yerini aldıktan sonra yavaş yavaş gerimizde bırakmıştık. Rastgele yürüyorduk. Her yanımızı saran doğa ile iç içeydik. Yürüyor ve bilinçli alınan nefesin huzurunu hissediyorduk. Alışılagelmiş büyük şehrin kirli havası çok uzağımızdaydı. Temiz havanın vermiş olduğu etki biraz baş ağrısı yapmıştı bende. Yinede doğaya teşekkür ettim.   Ondan gelen baş ağrısına razıydım. Her ağrı onun verdiği gibi temiz ve sağlıktan kaynaklansaydı keşke. Yürüdükçe güzellikler daha fazla artıyordu. Ağaçları izledik biraz oturup, zaman akmıyordu ilk kez. Aslında mutlu olunduğunda ve bulunduğun yerden hoşnut olduğunda zaman çabuk geçerdi oysa ki… Yolumuza devam ettikten sonra güzel bir meydana geldik. Karşımızda Mide Suyu vardı. Söylenene göre, “Kronik gastrit nezlêvi bağırsak hastalıklarına, kolit kabızlık gibi hastalıklara iyi gelmektedir. Suyun bir başka özelliği de soğutularak maden suyu gibi içilmesidir. ” Oradan biraz su doldurduk şişemize. Anc...

Yalova’da Gezilecek Yerler / Atatürk Köşkü

Atatürk Köşkü Yalova’da  Yürüyen Köşk 'ten çıktıktan sonra Atatürk Köşkü için yola koyulduk. Yürüyen Köşkü arkamızda bırakırken yüreğimiz oldukça duygulanmıştı. Atatürk Köşküne gitmek için limanın hemen yanından kalkan minibüslerle ulaşım sağlanıyordu. Yaklaşık 45 dk içinde termale varmıştık. Atatürk Köşkü için biletlerimizi aldık ve her saatin çeyrek geçe ve ya çeyrek kala bölümlerinde rehber ile gezmek için saatin gelmesini beklemeye başladık. Atatürk’ün hatıralarıyla dolu olan bu köşke bu kadar geç ziyarete geldiğime çok üzgündüm… İçeriyi anlatmak o kadar zor ki aslında… O duyguyu ifade edebilmek, ağlamak, hissetmek, özlemek, merak etmek, dokunmak istemek ve daha çoğu bunları nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. Atatürk burayı çok severmiş, sağlık için ziyaret etmiş. Öyle ki “Yalova Benim Kentimdir.” Termal için ise “Geleceğin Su Şehri Olacaktır” demiş Atatürk. Köşkün içine ilk girdiğimiz anda karşımıza çıkan tablo Atatürk’ün sanatı ne kadar sevdiğini bi...

Yalova’da Gezilecek Yerler / Yürüyen Köşk

      Atatük'ün Hatırası / Yürüyen Köşk Gamzegraf ile İznik yollarına düştüğümüzde içinden geçmiştik Yalova’nın. İznik’in her eserinin neredeyse tadilatta olması sebebiyle hayal kırıklığı yaşamış, Yalova’ya sadece bakmış onun içinde olan güzellikleri görememiştik. Feribotun yanında Yürüyen Köşkü gördüğümüzde içimiz kıpırdamıştı, senin için tekrar geleceğiz diye fısıldamıştık. O gün gelmişti, Yalova yolları için sabahın erken saatlerinde yollara düştük. Yollar bize tebessüm ediyordu, “bize gününüz güzel geçecek, belki dönmek istemeyeceksiniz” diyordu. Metro, oradan feribot ile başladık yolculuğumuza. Yolda olmak başlı başına hoş geliyor. Hayatın yükü en iyi yollarda atılıyor insanın üstünden. Sabah saat kaçtı bilemiyorum. Feribotta amansızca fotoğraf çekinen insanları, balkondan izliyordum. Hafif bir tebessüm, bazen kocaman bir gülücük ile. Feribot yaklaşırken limana sebepsiz bir iç çektim. Bugün güzel geçmeli. Tarihe, Atama doymalıyım! Feribotu...

Saç Dökülmemi Durdurdum! / Saç Dökülmesinin Nedenleri

Elveda Dökülen Saçlar Bir yıl kadar oluyor bu sorunla karşılaşmam. Koyu renk saçlardan sıkılmış tekrar açık renge dönmek istemiştim. Maalesef sonuç hüsran olmuş, oriel ile saçlarımı yakmam yetmezmiş gibi kısacık kestirmeme rağmen saçlarım birde dökülmeye başlamıştı. Her duştan sonra ağlamaktan kendimi geri alamıyordum. Az uz değil, böyle giderse kel kalacağım korkusu sarmıştı. Banyoda avuç avuç dökülüyor, sonrasında taradığımda tarağın dişleri bile görünmüyordu neredeyse. Bir müddet sonra durar diye düşünsemde nafile. En sonunda başladım saç dökülmesi için çözümler aramaya. Öncelikle saçların dökülmesinin sebeplerini araştırdım. Sebebi bilmeden çözüm aranmazdı nede olsa. Ve saç dökülmesinin aslında bir hastalık ve ya belirtisi olabileceğini de öğrendim. Saç Dökülmesinin Nedenleri - Genetik Faktörler  -   Deri ve İç hastalıkları - Yanlış Beslenme          -  Vitamin ve Mineral Eksikliği   -  Hormonal Soru...