Bu kitabı edineli hayli bir zaman oluyor. Ne okuyacağıma bir türlü karar veremediğim bir zamandaydım. Özellikle güzel ve akıcı romanlardan sonra kitap seçmek hayli bir zor oluyor. Sürekli olarak elime alıp bıraktığım Umberto Eco’nun bu kitabı kitaplıktan ısrarla bana göz kırpıyordu. Tamam dedim kendime, seni artık elime alıyorum ve son sayfaya gelmeden tekrar kitaplığa kaldırmayacağım. Beni oldukça rahatsız eden bir durum, kitaba başladıktan sonra zorlandığım için yarıda bırakıp kaldırmak, kendimi o kadar çaresiz ve içi boş hissediyorum ki bu durumla karşılaşınca dünyanın en kötü okuyucusu benmişim gibi. Elime alıp tekrar ilk sayfaları kurcaladıktan sonra biraz saçmaladığımı düşündüm, gayet güzel ve akıcıymış neden böyle davrandım diye düşünürken sayfalar hızlı hızlı akmıştı. Sorun maalesef şu ki, ben kitabı okurken çok fazla zihnimin içinde konuşmuşum ve yaklaşık elli sayfa okumuşken konunun içine hala girememişim. Hal böyle olunca tekrar başa döndüm, biraz silkelenip kitaba ...