Ana içeriğe atla

Emergency Man and Woman Kore Dizisi Yorumu



 O Zaman Biraz Gülelim!

Emergency Man and Woman Kore Dizisi Yorumu

Eğlenceli Kore dizileri listemde bulananlardan. Romantik-Komedi ve Medical tam istediğim türden. Bir hastanenin acil servisinde geçen bu dizi benim için komik Kore dizileri deyince akla ilk gelenlerden.

Çok severek ve ailelerine meydan okuyarak evlenen çiftimiz 1 yıl sonra anlaşamayarak boşanmaya karar verirler. Hem de anlaşamamak ne kelime. İkiside birbirlerinin en sevdiği eşyaları kırar, parçalar, bağırır çağırırlar. Dizimizin ana konusu bu çiftin hikayesi. Birbirlerinden ayrıldıktan sonra bir düğünde tesadüfen karşılaşırlar orada da birbirlerini aşağılama devam ederler. Sonrasında kendini içkiye vererek komaya giren Song Ji-Hyo gözünü hastanede açar. Ancak en zor gün kendisini beklemektedir. Çünkü burası tıp stajını yapacağı hastanedir.
Üstelik eski kocasıda kendisi ile aynı birimde stajını yapacaktır.

Song Ji-Hyo ilk kez izlediğim kadın aktör. Oldukça başarılıydı. İlk bölümlerde mıy mıy ve depresif halleri içimi kıymış olsada zamanla kendini eski kocasına gösterip onu bir güzel peşinden koşturuyor.  

The Heirs’te oynayan ve asık suratı ile pek ilgimi çekmeyen Choi jin-Hyuk bu dizide bambaşka bir karakter olarak karşımıza çıktı. Ben böylesine bir oyunculuk beklemezdim açıkçası. Benim kalbimi fethetti bu dizide. Nerede o asık suratlı Jin-Hyuk nerede bu güleç, eğlenceli Jin-Hyuk.


Lee Pil-Mo ise oynadığı her dizide en beğendiğim Koreli oyunculardan. Bu dizide yaklaşık 40 yaşında ve hiç göstermiyor. Gerçi Korelilerin hiç biri yaşını göstermiyor ama. J Bu dizimizde de tabiri caizse usta sıfatı verebiliriz. 😊 Hastanemizde acil servisin doktoru. Ve stajyerlerin şefi. Katı gibi görünse de biz içindeki yumuşacık kalbi biliyoruz. 😏

2014 yapımlı ve 21 bölümden oluşan bu dizi ile keyifli saatler geçirebilirsiniz. Ancak sıkıldığınız zamanlarda olabilir maalesef.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İnsan Neyle Yaşar? / Mum

"'Göze göz, dişe diş' dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin." (Matta, 5:38-39. baplar) “Bu olay derebeylik zamanlarında yaşandı. Her türden derebeyi vardı o zamanlar. Tanrı ve ölüm korkusu olan, insana merhamet etmeyi bilenler de vardı, hatırlamaya bile değmeyecek, köpek gibi olanlar da. Fakat en kötüleri, çamurun içinden çıkmasına rağmen prens olmuş gibi davranan, toprak köleleri arasından yükselip amir olanlardı! Herkes en çok onlardan çekiyordu.”  Diyerek başlıyor  hikaye. Köylülere eziyet eden bir kâhyayı anlatıyor. Burada ana karakter “kötü” bir insan. Kötülüğü ise hırsından geliyor. Yükselerek bir köye kâhya olmuştur. Ancak köylülere eziyet etmektedir. Kraldan çok kralcılık taslıyor diyebiliriz. “Kâhya eline gücü geçirir geçirmez köylülerin tepesine bindi. Onun da bir ailesi –karısı ve evli iki kızı- vardı, epey de para biriktirmişti: Günaha girmeden, rahatça yaşayıp gidebilirdi, ama hırs dolu olduğun...

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım / İnsan Neyle Yaşar?

Bu öyküyü çok küçükken okumuştum. Yıllar geçtikten sonra tekrar okuduğumda bu kadar hafızamda yer etmiş olmasına şaşırmıştım. Öykünün tümünü hatırlıyordum. Öyküyü yeniden okuduğumda çok etkilendim. Büyük ihtimalle küçükken okuduğumda da bu denli etkilenmiştim. İnsanın aç gözlülüğü belki bu kadar açık, nazik ve zekice anlatılabilirdi. Aza kanaat etmeli. Aslında bundan bir 10 yıl önce kendi çevremde de bu böyleydi. Herkes her şeyi paylaşır, herkes halinden memnundu. Kimse daha fazlasını aç gözlülük ve ya göstermek için istemezdi. Kendi hayatını ileri taşımak herkesin hayalidir. Benimde öyle ancak, bu hırsla ve aç gözlülük yüzünden olmamalı. Bilinçlice eldekilerin keyfini çıkarırken gelmeli daha fazlası. Böyle olursa eğer hayatın tadının daha iyi çıkacağını düşünüyorum. Hep daha fazlasını isterken, ömür bitiyor bir hiçlik içinde. Özellik son zamanlar da, artık hemen hemen herkes halinden şikayetçi. Herkes daha fazlasını istiyor ama kimse daha fazlasının ne olduğunu bilmiyor. Çü...

Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zapt Edemez

İnsan Neyle Yaşar? Kitabının ikinci öyküsüydü bu hikaye. Başlığı okumamla beraber merak etmeye başlamıştım bu öyküyü. Hani bazı cümleler vardır, insanın içine dokunur işte böyle olmuştu. Daha başlıkta içime dokunmuştu. Bu kısa öykü bir hayat dersi aslında. Nefret küçük bir kıvılcım olup yüreğimizde ki yerini aldığında kendimizi haklı çıkarmak adına her yola sürükleyebiliriz. Nefret yüktür derler ya işte öyle… Bu hikayede de nefretin aslında en çok kime zarar verdiğini net bir şekilde göreceğiz. Bir yumurtadan başlayan, her şeyi koca alevlere dönüştüren bir öfke anlatılıyor bu öyküde. Aslında ilk başlarda huzurlu bir komşulukları vardı bu öyküde ki insanların. Sonra bir gün tavuk karşı komşunun arsasına girer ve bir yumurta kayıptır. Önce kadınlar başlar kavgaya. Bir yumurtadan sebeple… Sonra erkeklerde dahil olur bu kavgaya. Öyle büyür öyle büyür ki bu kavgalar. Artık birbirlerini şehre gidip mahkemeye vermekten neredeyse topraklarıyla uğraşacak vakit bulamamışlar. Tabi ...